Sözleşme Cezası: Ceza Koşulu (Cezai Şart)

Sözleşme Cezası: Ceza Koşulu (Cezai Şart)

Sözleşme cezası: ceza koşulu (cezai şart) taraflarca sözleşme ilişkisi içinde borcun ifa edilmesini sağlamak amacıyla öngördükleri ek edimleri ifade eder. Sözleşmenin yaptırımı olarak kabul edilir.

Ceza Koşulu (Cezai Şart) Nedir?

Cezai şart (ceza koşulu), bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde alacaklıya ödemeyi veya ifa etmeyi taahhüt ettiği feri nitelikte ek edimdir. Bu sayede ceza koşulu, borçluyu asıl borcun ifası konusunda zorlamak (önleyici işlev) ve ihlal durumunda alacaklının uğrayacağı zararı gidermek (telafi edici işlev), alacaklının uğradığı zararı ispat külfetinden kurtarmak amaçları güder.

Ceza Koşulunun Hukuki Niteliği

Ceza koşulu özel hukuk ilişkilerine ilişkin düzenlemeleri içerir. Bu nedenle ceza koşulu ile ceza hukukunda gündeme gelen cezaları birbirine karıştırmamak gerekir. Ceza hukukunun konusu olan suçta ve ceza kanunilik gibi ilkeler ceza koşulu için geçerli değildir.

Ceza koşulu asıl borca bağlı niteliktedir. Buna cezai şartın feriliği denir. Bu nedenle asıl borcun geçersizliği, ceza koşulunu geçersiz kılar. Asıl borcu sona erdiren hâller (ifa, ibra, alacaklı ile borçlu sıfatının birleşmesi, yenileme, borçlunun sorumlu olmadığı ifa imkânsızlığı ve takas) cezai şarttan kaynaklanan borcu da sona erdirir.

Ceza koşulu, götürü tazminat1, bağlanma parası, cayma parası gibi hukuki kurumlardan farklıdır. Cezai şartın talep edilebilmesi için borçlunun kusuru veya zararın ispat edilmesi gerekmez.

Ceza Koşulunun Türleri Nelerdir?

Ceza koşulu üç şekilde sayılmaktadır: (1) Alacaklının asıl borç ile sözleşme cezasından birini seçerek yalnızca birinin ifasını talep edebileceği “seçimlik ceza koşulu”, (2) alacaklının asıl borcun ifası ile birlikte sözleşme cezasının ifasını da talep edebileceği “ifaya eklenen ceza koşulu” ve (3) Borçlunun sözleşmeden dönmesi nedeniyle ödemekle yükümlü olduğu dönme cezasıdır.

Seçimlik Ceza Koşulu

Taraflar seçimlik ceza koşulu kararlaştırdıkları takdirde alacaklı, ya asıl borcun ya da sözleşme cezasının ifasını talep edebilecektir. Alacaklı asıl edimin yerine getirilmesini talep ettiği takdirde gecikme tazminatı, temerrüt faizi de talep edebilir. Alacaklı seçim hakkını ceza koşulundan yana kullandığı takdirde aynen ifayı, gecikme tazminatı ve temerrüt faizi talep edemeyecek yalnızca aşkın zararı varsa bunu talep edebilecektir.

İfaya Eklenen Ceza Koşulu

İfaya eklenen ceza koşulu, alacaklıya, borçludan hem sözleşme ediminin ifasını hem de ceza koşulunu talep edebilme hakkı tanır. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı her iki talepte aynı anda bulunamamaktadır.

Dönme Cezası

Dönme cezası, tarafların sözleşmeden dönmesi halinde uygulanabilecek özel bir cezai şarttır. Borçlu, sözleşmeyi dönme ile sona erdirdiği takdirde ifa ile istenebilecek eklenen cezai şartın ya da seçimlik cezai şartın istenmesi mümkün değildir. Bunun için borçlunun sözleşmeden dönme hakkını engelleyebilmek için dönme cezası kararlaştırılabilir. Bu haliyle dönme cezası, sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanıyan cayma parası ile benzer.

Ceza Koşulu Karineleri

Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılan ceza koşulundan, karine olarak seçimlik sözleşme cezasının doğduğu kabul edilir (TBK m. 179/I).

Borcun belirlenen yer veya zamanda ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılan ceza koşulundan, karine olarak ifaya eklenen sözleşme cezası doğduğu kabul edilir (TBK m. 179/II).

Ceza Koşulunun Şartları

Sözleşme Cezasının Belirlenmesi

Sözleşme cezası ancak taraflarca sözleşmede cezai şartın belirlenmesi halinde gündeme gelebilir. Asıl borç olmazsa sözleşme cezası da olmayacaktır.

Ceza Koşulunun Konusu

Sözleşme cezası olarak asıl borç yerine ayrı bir edim kararlaştırılmalıdır. Genelde bu edimin konusunu para oluşturur. Ancak para dışında da edim kararlaştırılması mümkündür. Ancak ceza koşulu olarak kararlaştırılan edimin mutlaka parasal bir değere sahip olması şarttır. Buna karşın sözleşme cezası olarak asıl borç ile bire bir aynı edimin ifası ya da kanunda yaptırım olarak kabul edilen temerrüt faizi ya da zararın giderilmesi kararlaştırmak mümkün değildir.

Ceza koşulunun konusu, Türk Borçlar Kanunu’nun 27’inci maddesinde belirtilen kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya objektif olarak imkansız olmamalıdır.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler bakımından borçlunun hakkı olacak şeyden mahrum kalması ceza koşulu olarak kararlaştırılabilir. 2

Cezai Şart Şekil Şartına Tabi Midir?

Evet. Cezai şart (ceza koşulu) asıl borca bağlı (fer’i) nitelik taşıdığından asıl borcun tabi olduğu şekil şartına tabidir. Cezai şartın kararlaştırıldığı asıl sözleşme herhangi bir geçerlilik şartı içeriyorsa geçerlilik şartına aykırı sözleşme hukuken geçersiz olacağından cezai şart da geçersiz olacaktır. Bu durum en çok taşınmaz satış sözleşmesinde karşımıza çıkar. Taşınmaz satış sözleşmesi resmi şekil şartına tabidir. Aksi takdirde sözleşme geçersiz olacağından bu sözleşmedeki cezai şart da geçersizdir. 3

Ancak sözleşmenin şekle aykırılığının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımı sayılacağı durumlarda sözleşme hukuken geçerli olduğu kabulü ile cezai şart da geçerli sayılacaktır. 4

Cezai Şartın İndirilmesi

Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. (TBK m. 182/3) Ceza koşulunun hukuken geçerli olması durumunda, hakim borçlunun ekononik durumu, borçlunun borca aykırılıktaki kusur derecesi, alacaklının uğradığı zarar ile kararlaştırılan ceza koşulu arasındaki fark, sözleşmenin ekonomik amacı unsurlarına göre ceza koşulunu indirebilir.

Ancak ticari ilişkilerden kaynaklanan sözleşmelerde ceza koşulunun tenkisi Türk Ticaret Kanunu’nun 22’inci maddesi uyarınca mümkün değildir. Buna rağmen borçlu tacirin ekonomik olarak mahvuna, ticari hayatının sona ermesine veya piyasadan tamamen silinmesine neden olacak cezai şart hakimin takdiri ile indirilebilir. 5

Dönme cezası bakımından hakimin ceza koşulunu indirme hakkı bulunmamaktadır. 6

Ceza Koşulu Kararlaştırılamayacak Haller: Ceza Koşulu Yasakları

Türk Borçlar Kanunu’nun 27’inci Maddesindeki Genel Düzenleme

Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Bu genel düzenleme tüm özel borç ilişkileri için olduğu gibi cezai şart için de geçerlidir.

Taksitle Satış Sözleşmesinde Cezai Şart Sınırlaması TBK m. 260/2

Türk Borçlar Kanunu’nun 260’ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre: “Satıcı, alıcının peşinatı ödemede temerrüde düşmesi yüzünden satılanın devrinden önce sözleşmeden dönerse, alıcıdan sadece ödenmeyen peşinat üzerinden, sözleşmeden döndüğü tarihe kadar işleyecek yasal faiz ile sözleşmenin kurulmasından sonra, satılanın uğramış olduğu değer kaybı sebebiyle tazminat isteyebilir. Ceza koşulu kararlaştırılmışsa, peşin satış bedelinin yüzde onunu aşamaz.” hükmü ile ceza koşulu nisbi emredici nitelikte düzenlenmiş ve sınırlandırılmıştır.

Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinde Kiracı Aleyhine Düzenleme Yasağı TBK m. 346

Türk Borçlar Kanunu’nun 346’ıncı maddesinde konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından “Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.” hükmü ile ceza koşulu kararlaştırılmasının mümkün olmadığı düzenlenmiştir.

Hizmet Sözleşmesinde İşçi Aleyhine Tek Taraflı Ceza Koşulu Yasağı TBK m. 420/1

Türk Borçlar Kanunu’nun 420’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.” hükmü ile emredici düzenleme getirilmiştir.

Tüketici İşlemlerinde Tüketici Aleyhine Ceza Koşulu Yasakları

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre “Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır.” ve cezai şart haksız şart niteliği taşıyabilmektedir. Haksız şart geçersiz olduğundan cezai şart da geçersiz kabul edilebilecektir.

Aile Hukukundaki Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Hakların Kullanılmasına İlişkin Ceza Koşulu Yasağı

Aile hukukunun kişiye sıkı sıkıya bağlı sayan haklarına dair cezai şart olarak kararlaştırılamaz. Aksi takdirde söz konusu hüküm kesin olarak geçersizdir. Nişanlanma, evlenme, boşanma, velayet, soybağı kurma veya reddetme haklarına dair cezai şart belirlenemez.

Dernekten veya Kooperatiften Çıkma Hakkının Kullanılmasına İlişkin Ceza Koşulu Yasağı

Türk Medeni Kanunu’nun 66’ıncı maddesi ile hiç kimsenin bir dernekte üye kalmaya zorlanamayacağı bu konuda düzenlenecek cezai şartların geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Benzer düzenleme Kooperatifler Kanunu’nun 10’uncu maddesinde de düzenlenmiştir.

Vekalet Sözleşmesini Sona Erdirme Hakkkının Kullanılmasına İlişkin Ceza Koşulu Yasağı TBK m. 512/1

Türk Borçlar Kanunu’nun 512’inci maddesinin birinci fıkrası ile vekalet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme hakkına sahip olup bunun aksine düzenlenen ceza koşulu geçersizdir. 7

Kefalet Sözleşmesi Nedeniyle Kefilin Cezai Şarttan Sorumlu Olacağına Dair Yasak TBK m. 589/4

Türk Borçlar Kanunu’nun 589’uncu maddesinin dördüncü fıkrasında : “Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.” hükmü ile kefilin cezai şarttan sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. 8

Ceza Koşulunun Zamanaşımı Süresi

Ceza koşulu ister seçimlik ister ifaya eklenen türde olsun, asıl borcun zamanaşımı süresine tabi değildir. Ceza koşulu kural olarak on yıl zamanaşımı süresine tabidir. Ancak ceza koşulunun dönemsel edim olarak kararlaştırıldığı hallerde zamanaşımı süresi beş yıldır. (Örneğin, gecikilen her ay 10.000-Türk Lirası ödeneceğine dair cezai şart beş yıl zamanaşımına tabidir.)

Ceza Koşulunun Muacceliyeti ve Sona Ermesi

Borçlu asıl borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmediği anda ceza koşulu muaccel olur. Sözleşmeden dönme nedeniyle cezai şart bakımından ise borçlunun sözleşmeden dönme hakkını kullandığı zaman muacceliyet gerçekleşir.

Geçerli borç ilişkisinin ile borçlu sıfatının birleşmesi, yenileme, borçlunun sorumlu olmadığı ifa imkânsızlığı ve takas nedenleriyle sona ermesi halinde cezai şart alacağı da sona erer. Buna karşın zamanaşımı definin ileri sürülmesi de alacaklının cezai şart bakımından talep hakkını elinden alır.

Dipnotlar

  1. Yargıtay götürü tazminat ile cezai şartı birbirinden farklı kurumlar olarak kabul etmekte ve götürü tazminat bakımından uyarlama şeklinde hakim müdahalesini kabul etmektedir. Bakınız: Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/7999 Esas ve 2015/2613 Karar sayılı 16/04/2015 tarihli kararı : ” kararlaştırılan maktu gecikme tazminatının ne kadar süreyle tarafları bağlayacağı konusuna gelince; bu süre, sözleşmedeki teslim süresi, gecikilen sürenin uzunluğu, öngörülen tazminat miktarı, geçen süre içinde gerçekleşen enflasyon, fiyat artışları, döviz fiyatları ve faiz oranlarındaki artış ve eksilişler ve rayiçlere göre istenebilecek miktar ile maktu tazminatın ödenmeye devam edilmesi halinde arsa sahibinin elde edeceği miktarlar da gözönünde tutulmak suretiyle bu hususta bilirkişi görüşünden de yararlanılarak, sözleşmede belirlenen maktu gecikme tazminatı miktarının en az 1 yıl süreyle mutlak bağlayıcı olacağı ve maktuen belirlenen miktar ile rayiçlere göre saptanacak miktar arasında en az bir misli fark bulunması gerektiği de dikkate alınarak hakkaniyete uygun biçimde hakim tarafından takdir edilmelidir. Hakim tarafından belirlenen makul süreden sonraki gecikme tazminatı miktarının da; her bir bağımsız bölüm için taşınmazın mevkii, konumu, ülkenin ve inşaatın yapıldığı yerin sosyo ekonomik koşulları da gözönünde tutulmak suretiyle ve sözleşmede kararlaştırılmış gecikme tazminatı yokmuş gibi gecikme tazminatının en az mahalli piyasa rayiçlerine göre mahrum kalınan kira bedeli kadar olacağı ilkesine göre bilirkişiye hesaplattırılması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir hükme varılması gerekirken anılan hususların gözardı edilmesi de doğru olmamıştır.” ↩︎
  2. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2009/1814 Esas ve 2010/1643 Karar sayılı 23/03/2010 tarihli kararı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2007/3434 Esas ve 2008/4508 Karar sayılı 04/07/2008 tarihli kararı
    230 Yarg. 15. HD, E. 2007/3434 K. 2008/4508 T. 4.7.2008 (Kazancı). ↩︎
  3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/551 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı 22/09/2022 tarihli kararı : “Ne var ki; tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrini öngören her türlü sözleşmelerin resmî şekilde yapılması zorunludur. Bu bir geçerlilik koşuludur (TMK m. 706; BK m. 213; TBK m. 217; Noterlik Kanunu m. 60/3; Tapu Kanunu m. 26). Resmî biçimde yapılmayan sözleşmeler hukuken geçersiz olup, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Geçersiz sözleşmenin varlığı hâlinde kural olarak taraflar sözleşmenin ifasını ya da ifa karşılığını isteayemezler ise de sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde aldıklarını iade ile yükümlüdürler. Bu durumda taraflar arasında yapılan sözleşme şekil şartına uyulmaksızın haricî olarak düzenlendiğinden geçersizdir. Her ne kadar direnme kararında anılan sözleşmenin bir ön sözleşme olduğu belirtilmiş ise de bu durum sonucu değiştirmeyecektir. Nitekim, taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri için dahi resmî şekil şartı zorunludur.” ↩︎
  4. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/3380 Esas ve 2019/5428 Karar sayılı 04/12/2019 tarihli kararı : “Cezai şart, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabidir. Asıl borç bir geçerlilik şekline bağlanmışsa, cezai şartın borç doğurabilmesi aynı şekilde kararlaştırılmış bulunmasına bağlıdır. Ancak, geçerlilik şekline bağlı olan bir sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmadığı halde, şekle aykırılığı ileri sürmenin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmaması nedeniyle dinlenmediği hallerde, sözleşme geçerli sayıldığından, onun fer’i nitelikte olan cezai şart da geçerli sayılacaktır.” ↩︎
  5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/943 Esas ve 2021/984 Karar sayılı 14/09/2021 tarihli kararı : “Davalının sözleşmenin devamı sırasında sözleşmeye aykırı olarak işletmeyi devretmesi nedeniyle sözleşmenin ihlaline neden olduğu sabittir. Ancak mahkemece sözleşmenin davalı tarafından ihlali sebebiyle davalı aleyhine cezai şartta hükmederken 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesinde cezai şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davalının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği belirtilerek cezai şart bedelinin indirim yapılmamış ise de, cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlaka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece, cezai şart hususnda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabilyeti göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile verilen direnme kararı yerinde değildir.” ↩︎
  6. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/7661 Esas ve 2015/6219 Karar sayılı 02/10/2015 tarih likararı : “…dönme cezasına hükmedildiği hallerde tenkis isteminin dinlenebilmesinin de mümkün olmadığı..” ↩︎
  7. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2013/8249 Esas ve 2013/12850 Karar sayılı 16/05/2013 tarihli kararı ↩︎
  8. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2014/19562 Esas ve 2015/20555 Karar sayılı 16/06/2015 tarihli kararı ↩︎

Sorunuz mu var? Hemen iletişime geçin.