İnşaat Sözleşmelerinde Ayıplı İfa ve Eksik İş

İnşaat Sözleşmelerinde Ayıplı İfa ve Eksik İş

İnşaat sözleşmeleri ister kat karşılığı ister bedel karşılığı olsun yüklenicinin borçları eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilecektir. Eser sözleşmesinde hüküm bulunmayan hallerde ise genel hükümlere bakılacaktır. Bu nedenle inşaat sözleşmesi ister arsa payı karşılığı ister bedel karşılığı olsun ayıplı ifa veya eksik iş halinde uygulanacak hükümler ortaktır.

I. Hiç İfa Etmeme

Yüklenicinin bina inşa ve teslim etme borcunu hiç ifa etmemesi söz konusu olabilir. Hiç ifa etmeme ayıplı veya eksik işten hukuki durum olarak farklıdır. Benzer şekilde ayıplı ifa ile eksik ifa ve başka bir şeyin ifa edilmesi de birbirinden farklıdır.

Hiç ifa edilmeme durumunda Türk Borçlar Kanunu’nun 125’inci maddesinde belirtilen seçimlik haklar kullanılabilecektir.

II. Yüklenicinin Ayıp Nedeniyle Sorumluluğunun Şartları

1. Yapının Teslim Edilmiş Olması

Yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için öncelikle yapının meydana getirilmesi ve arsa sahibine teslim edilmesi gerekmektedir. Meydana getirilmeyen yapının teslimi mümkün olmadığından bu durumda ayıba karşı sorumluluktan da bahsedilemeyecektir.

Başka bir şeyin teslimi halinde ayıplı ifa değil hiç ifa etmeme durumu söz konusudur.

2. Ayıplı İfa

Yapının teslim anında ayıplı olması, yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğunun bir diğer şartıdır. Ayıptan bahsedebilmek için yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan niteliklere veya yapıda bulunması gereken niteliklere aykırı eser meydana gelmesi gerekir.

Sözleşmede kararlaştırılan nitelikler için genelde sözleşmeye ek olarak teknik şartname yapılır. Bu teknik şartnamelerde ve/veya planlarda yapıya ilişkin teknik özellikler yer almaktadır. Dış cephe, projeler, peyzaj, ortak alanlar, otopark, bağımsız bölüm içindeki malzeme, renk, ölçü veya niteliklerin tamamı bunun içine girer.

Sözleşmede belirlenen nitelikler ve kalite ölçüsü oldukça önem taşır. Çoğu sözleşmede yapıda kullanılacak malzeme ve işçiliğin birinci sınıf olacağı belirtilmektedir. O halde yüklenici bu edim borcu altındadır.

Sözleşmede özel nitelik kararlaştırılmamışsa o halde yapının asgari nitelikler ile meydana gelmesi durumunda ayıptan söz edilemeyecektir. Sözleşmede herhangi bir nitelik veya kalite standardı belirlenmemişse yüklenicinin asgari nitelikte bir yapı meydana getirmesi borcun ifası için yeterli olacaktır. Böyle bir durumda basiretli bir yükleniciden beklenen objektif standartlar gözetilir. Ancak binanın kullanıma elverişli olmaması halinde yüklenici sorumluluktan kurtulamaz. Ayrıca malzemenin niteliği kararlaştırılmamışsa o halde malzeme yüklenici tarafından ortalama nitelikte bir malzeme olarak seçilmelidir.

Yüklenicinin sözleşmede belirtilen niteliklerden daha üst kalitede malzeme seçmesi ve/veya işçilik çıkarması durumunda ayıba karşı sorumluluk dürüstlük kuralları ile çatışacaktır.

3. Ayıp Çeşitleri

Olayın somut özelliklerine göre ayıbın kategorileştirilmesi gerekmektedir. Zira kanuna ve uygulamaya göre ayıbın çeşidi taraflara getirilen yükümlülükler bakımından ayrıma yol açacaktır.

Açık Ayıp – Gizli Ayıp

Açık ayıp, yapının teslim edildiği anda görülebilen ve olağan bir denetimle anlaşılabilen ayıplardır. Elektrik sisteminin veya demirbaşların çalışmaması, sözleşmede kararlaştırılan renkten farklı bir renk seçilmesi, kötü koku, yanık, kötü işçilik gibi ayıplar buna örnek gösterilebilir.

Gizli ayıp, özenli bir muayeneye rağmen ilk bakışta tespit edilemeyen ancak olağan kullanım halinde zamanla ortaya çıkan ayıplardır. Örneğin duşakabinin kullanıma bağlı olarak sızdırması, yağmura bağlı olarak cam balkonun su alması, rüzgar nedeniyle çatının uçması gibi.

Açık ayıp ve gizli ayıbın yanında kanunda ayrıca kasten gizlenmiş ayıp kavramından bahsedilmektedir. 1

Açık ayıplardan dolayı yükleniciyi sorumlu tutabilmek için arsa sahibinin yapıyı gözden geçirmesi ve ayıpları uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmesi şarttır. Gizli ayıp halinde ise ayıbın varlığı öğrenilir öğrenilmez yükleniciye bildirimde bulunmak gerekir.

Önemli Ayıp – Önemsiz Ayıp

Önemli ayıp, yapının kullanımını engelleyecek derecede aykırılık teşkil eden ayıplardır. Önemsiz ayıp, önemli ayıplar dışında kalan ayıplardır. Bu ayrımlar arsa sahibinin seçimlik hakları bakımından önem taşır. Önemli ayıpların varlığı halinde sözleşmeden dönme hakkı kullanılabilecekse de önemsiz ayıplarda sözleşmeden dönme hakkı kullanılamayacaktır.

Maddi Ayıp – Hukuki Ayıp

Maddi ayıplar yapının maddi yapısı, kalitesi ve diğer tüm özelliklerini kapsamaktadır. Hukuki ayıp ise kamu düzenine ve kanuna aykırılıklar nedeniyle yapının kullanımını objektif olarak engelleyecek türde ayıplardır. Örneğin projeye aykırılıklar nedeniyle yapının yapı kullanım izni ruhsatı alamaması hukuki ayıptır.

4. Eksik İş ve Ayıp Arasındaki Fark

Yüklenicinin temerrüdü açısından eksik iş ve ayıplı ifa farklı kavramlardır.

Eksik iş sözleşme ile yapılması vaad edilen ancak yapılmayan işlerdir. Ayıplı ifa ise yapılan işin gerekli nitelikleri taşımamasıdır. Ayıplı ifada iş yapılmıştır ancak gerekli nitelikleri taşımamaktadır. Eksik işte ise iş hiç yapılmamıştır.

Ayıplı iş vasıf noksanlığını ifade ettiği halde eksik iş  sözleşmesine göre üstlenildiği halde yapılmayan işleri ifade eder. Yargıtay’a göre eksik ifa halinde Türk Borçlar Kanunu’nun 112’inci maddesi gereğince borcun ifa edilmemesinin sonucu doğan zararın istenebileceği kabul edilmektedir. 2

Ayıplı ifa nedeniyle yükleninin sorumluluğunda gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünün arsa sahibi tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Buna karşın eksik ifada arsa sahibine bu yönde yükümlülükler yüklenmemiştir.

Eksik işin arsa sahibine ait bağımsız bölümde ortaya çıkması halinde arsa sahibi doğrudan yükleniciden talepte bulunabilecektir. Ortak alanlarda meydana gelen eksik iş veya ayıplı ifa bakımından arsa sahipleri sözleşmedeki arsa payı paylaşım oranına göre talepte bulunacaktır. Yargıtay’a göre her paydaşın ortak alanlarda payı bulunduğu ve bu yerler üzerindeki eksik ve ayıplı işler bedelinden en fazla sözleşmedeki paylaşım oranına isabet eden miktar kadar talepte bulunabileceği kabul edilmektedir. 3

5. Arsa Sahibinin Yapıyı Kabul Etmemesi – İhtirazi Kayıt

Yüklenicinin ayıptan doğan sorumululuğunda bir diğer şart ise arsa sahibinin yapıyı kabul etmemesidir. Açıkça veya örtülü olarak kabul edilen eser yükleniciyi ayıplı ifadan doğan sorumluluklarından kurtaracaktır.

Yapının teslimi ile yapının kabulü farklı kavramlardır. Binanın veya yapının teslimi, yüklenici tarafından gerçekleştirilir. Yapının kabulü ise; arsa sahibinin yükleniciyi sorumluluktan kurtarır şekildeki irade açıklaması olarak ifade edilir. Yapının kabulü ile ayıp nedeniyle arsa sahibinin seçimlik haklarına yönelik talepleri sona erecektir. Buna karşın kabul; gecikme tazminatına ilişkin hakları düşürmez.

Kabul, örtülü veya açık olarak yapılabilir. Bununla birlikte ayıptan doğan haklar için aynı zamanda arsa sahibinin gözden geçirme ve bildirim şartını da zamanında yerine getirmesi gerekir. Aksi takdirde örtülü kabulden bahsedilecektir. Gizli ayıplar bakımından yalnızca bildirim şartı mevcuttur.

Genelde yapının ve bağımsız bölümlerin teslimi geçici kabul tutanağı ile yapılır. Arsa sahiplerinin bağımsız bölümü ve yapıyı teslim alırken “ihtirazi kayıt” “çekince” koyarak haklarını saklı tutması mümkündür.

6. Arsa Sahibinin Gözden Geçirme ve Bildirim Yükümlülüklerini Yerine Getirmesi

Yükleniciyi ayıptan dolayı sorumlu tutmanın bir diğer şartı da arsa sahibinin gözden geçirme ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlıdır. 4

Gözden geçirme ve bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi ayıplı ifanın örtülü olarak kabulü anlamı taşıyacaktır. Bu halde arsa sahibi ayıptan doğan haklarını kullanamaz.

Bildirim, kural olarak herhangi bir şekle tabi değildir. 5 Ancak bildirimin genel ifade ile yapılması yeterli olmaz. Noter ihtarnamesi, sözlü bildirim, e-mail, dava dilekçesinin tebliği, delil tespiti bilirkişi raporunun tebliği bildirim şartını yerine getirir. Ancak ispat sorunu yaşamamak adına bildirimin noter aracılığı ile veya delil tespiti raporunun tebliği ile yapılması yerinde olacaktır.

Bildirim yükümlülüğünün süresi açık ayıplar bakımından teslim ile başlayacaktır. Gizli ayıplar bakımından ise öğrenme ile başlayacaktır. Bildirimin gecikmeksizin yapılması gerekecektir.

III. Arsa Sahibinin Ayıptan Doğan Hakları

Arsa sahibinin yüklenicinin ayıplı ifası nedeniyle hakları Türk Borçlar Kanunu’nun 475’inci maddesinde seçimlik olarak düzenlenmiştir.

  • Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.
  • Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.
  • Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.

İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Arsa sahibi seçimlik haklarından birini isteyebilir. Kural olarak kullanılan seçimlik haktan dönme mümkün değildir. Bunun yanında uğradığı zararın tazminini de talep edebilecektir.

Arsa sahibinin, ayıptan doğan seçimlik haklarının kullanılmasında yüklenicinin kusurlu olması gerekmez. Ancak tazminat hakkı için yüklenicinin kusurunun varlığı aranır.

Taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinde bu haklara ek haklar getirilebilecektir. Kanunda sayılan bu haklar mutlak nitelikte olmayıp tamamlayıcı niteliktedir.

Ayıplı işe dair hesaplama olarak nispi hesap metodu uygulanmaktadır.

1. Sözleşmeden Dönme Hakkı

Yapı, arsa sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı veya sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa, arsa sahibi sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Ancak ayıbın giderilmesi zarar doğuracak nitelikteyse o halde sözleşmeden dönme hakkı kullanılamayacaktır.

Sözleşmeden dönme hakkının kullanılması halinde sözleşme geçmişe etkili olarak sona erer. Bu nedenle tarafların birbirlerinden aldıklarını iade etmesi gerekir. Dönme hakkının kullanılması ile sözleşme ilişkisi hiç kurulmamış gibi olacaktır.

Arsa payı inşaat sözleşmelerinde arsa sahiplerinin birden çok taraflı olması halinde sözleşmeden dönme hakkının tüm arsa sahiplerince dava yoluyla kullanılması gerekmektedir. Eğer çoğunluktaki arsa sahipleri dönme hakkını kullanmak istemesine rağmen azınlıkta kalan arsa sahipleri dönme hakkının kullanılmasını istemiyorsa o halde yüklenciye karşı yöneltilecek davada azınlıktaki arsa sahipleri de taraf olarak gösterilecektir. Bu durumda azınlıkta kalan arsa sahiplerinin sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istememelerinde hakkaniyete aykırı hareket ettiklerinin ispatı gerekecektir. Aksi takdirde taraf teşkili sağlanmamış olur.

Uygulamada ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme hakkı pek kullanılan bir yöntem değildir. Zira hem masraflıdır hem de zaman kaybına yol açar. Bu da arsa sahipleri bakımından oluşan mağduriyeti katlayarak artıracaktır.

2. Ücretin İndirilmesini Talep Hakkı

Arsa sahibi ayıptan doğan hakları nedeniyle sözleşme bedelinden indirim hakkı kullanabilir. Bu hakkın kullanılması bildirim veya dava yoluyla mümkündür. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde ücret yerine arsa payı devri söz konusu olduğundan bu durumda yükleniciye devredilecek arsa payı oranı azalacaktır.

Arsa payı devri gerçekleşmemişse indirim hakkının kullanılması ile pay devir borcu azalan kısmın yükleniciye devrine lüzum kalmaz. Eğer arsa payı devri gerçekleşmişse indirime karşılık gelen payın iadesi talep edilebilir.

Ayıp nedeniyle ücretin indirilmesinde yapıda meydana gelen değer eksikliği, ayıplı olarak teslim edilen yapı ile ayıpsız yapı arasındaki değer farkıdır.

Ücretin indirilmesi yönündeki talep hakkının kullanılması için yapının ayıp nedeniyle değerinin azalması ancak bu değer kaybının çok yüksek oranda olmaması gerekir. Örneğin statik projesi tamamen aykırı olan bir yapı kullanıma elverişli olamayacaktır. Bu nedenle ücretin indirilmesini talep hakkı kullanmak mümkün değildir.

Ücretin indirilmesinde hesaplama yapının teslim edildiği tarihteki rayice göre yapılmaktadır. 6

3. Ayıbın Giderilmesini Talep Hakkı

Arsa sahibi, yükleniciden ayıbın giderilmesini de talep edebilir. Tabi bunun için ayıbın giderilebilecek nitelikte olması şarttır. Bu hakkın kullanılmasında bir diğer şart ise ayıbın giderilmesinin aşırı masraf gerektirmemesidir. Masrafların aşırı nitelikte olup olmadığına hakim karar verecektir.

Ayıbın giderilmesini talep hakkı bildirim yoluyla ya da dava yoluyla kullanılabilir. Bununla birlikte arsa sahibi, yükleniciye makul süre için ayıbın giderilmesine imkan tanımalıdır. Yüklenicinin kendisine tanınan makul süreye rağmen ayıbın giderilmesini tamamlamaması halinde ise genel hükümlere göre yükleniciyi temerrüde düşürebilir ve bundan doğan zararlarının tazminini talep edebilir.

Ayıbın giderilmesini talep hakkı dava yoluyla borcun ifası ya da ayıbın arsa sahibinin giderilerek masrafların yükleniciden talep edilmesine izin olarak kullanılabilir. Ancak mahkemeden karar alınmadan; arsa sahibinin ayıbı kendisi gidererek masrafların yükleniciden talep edilmesi mümkün değildir.

4. Ayıp Nedeniyle Tazminat Hakkı

Ayıp nedeniyle tazminat hakkı sözleşmeden dönme, ücretten indirim ve ayıbın giderilmesi seçimlik hakları ile birlikte ya da ayrıca kullanılabilir. Tazminat hakkı genel hükümlere göre istenmektedir. Bu nedenle ayıp nedeniyle tazminat hakkında bildirim ve yüklenicinin kusurlu olması şartları aranır.

Ayıp nedeniyle tazminat hakkını, diğer seçimlik haklar ile karıştırmamak gerekir. Örneğin ayıp nedeniyle değer azalması doğrudan ayıp zararıdır. Ayıp nedeniyle tazminat hakkı ise seçimlik hakların kullanılmasına karşın arsa sahibinin halen daha maddi zararının olmasından kaynaklanmaktadır. Arsa sahibinin ayıbın giderilmesi seçimlik hakkını kullanmış olmasına rağmen ayıbın giderilmesi boyunca bağımsız bölümü kullanamamış olması nedeniyle uğradığı kira alacağı zararı buna örnek olarak gösterilebilir.

Arsa sahibinin ayıp nedeniyle tazminat hakkının kullanılmasında öncelikle müspet zararlarını mı menfi zararlarını mı talep ettiği tespit edilmelidir. Çünkü arsa sahibi seçimlik haklardan sözleşmeden dönme hakkını kullanmışsa o halde menfi zararlarını, ücretten indirim veya ayıbın giderilmesini talep etmişse müspet zararlarının tazmini talep edecektir.

Menfi zararlara örnek olarak sözleşmenin kurulması için yapılan masraflar, bildirim ve gözden geçirme giderleri, sözleşmeden dönme nedeniyle üçüncü bir yüklenici ile yapılabilecek sözleşmeden dolayı zararları sayılabilir.

IV. İnşaat Sözleşmelerinde Ayıptan Doğan Sorumlulukta Zamanaşımı

Ayıptan doğan sorumlulukta zamanaşımını arsa sahibinin seçimlik haklarını kullanmak için zamanaşımı süresi ve ayıp nedeniyle tazminat alacakları zamanaşımı süresi bakımından ikiye ayırmak gerekir.

Arsa sahibinin, sözleşmeden dönme, ayıbın giderilmesini isteme, ayıp nedeniyle bedelde indirim hakları bakımından teslimden itibaren 2 yıl ve her halükarda 5 yıllık süre içinde kullanılması gerekecektir. 7

Arsa sahibinin tazminat alacakları bakımından zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu’nun 147’inci maddesi uyarınca 5 yıldır. Ancak yüklenicinin ağır kusurlu olması halinde zamanaşımı süresi 10 yıldır.

V. Eksik İş

Eksik iş, inşaat sözleşmesi uyarınca yapılması kararlaştırılan veya asgari düzeyde bir bina veya yapıda olması gereken ancak yapılmayan işleri ifade eder. Ayıplı iş ile eksik iş bakımından hukuki yaptırımlar da farklıdır. Teslimi gerçekleşmemiş bir işin muayenesi de mümkün değildir. Bu nedenle eksik iş ile ayıplı işin aynı hukuki niteliği taşıdığı söylenemez. Nitekim genel hükümlerin uygulandığı uyuşmazlıklarda ayıp kavramı ile eksik kavramına farklı kanun maddelerinin uygulanması gerektiği görüşü doktrin ve uygulamada genel itibariyle kabul görmektedir. 8

Eksik iş bakımından, ayıplı ifa gibi bildirim veya muayene yükümlülüğü söz konusu değildir. Temelini Türk Borçlar Kanunu‘nun 112 maddesinden alır.

Eksik iş bedeli, eksik işin piyasa rayiç bedeli esas alınarak ve iş sahibinin arsa payı üzerinden hesaplanmalıdır.

Kombi – Mutfak Dolapları 9 Metrekare – Yüzölçümü 10 11 Yargıtay bakımından eksik iş sayılan bazı hususlardır. Yapı kullanım izni, iskan belgesi, alınmaması da eksik iş kapsamında değerlendirilmektedir.

Dipnotlar

  1. Türk Borçlar Kanunu’nun 477’inci maddesinin birinci fıkrası: “Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.” ↩︎
  2. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2020/1860 Esas ve 2021/2637 Karar sayılı 10/06/2021 tarihli kararı ↩︎
  3. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2021/4227 Esas ve 2021/2210 Karar sayılı 25/05/2021 tarihli kararı ↩︎
  4. Türk Borçlar Kanunu’nun 474’üncü maddesinin birinci fıkrası: “İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye
    bildirmek zorundadır.” ↩︎
  5. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2010/1224 Esas ve 2010/1393 Karar sayılı 03/06/2010 tarihli kararı ↩︎
  6. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2015/6512 Esas ve 2015/202 Karar sayılı 19/01/2015 tarihli kararı ↩︎
  7. Türk Borçlar Kanunu’nun 478’inci maddesi : “Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak
    davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” ↩︎
  8. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2024/527 Esas ve 2025/323 Karar sayılı 21/05/2025 tarihli kararı ↩︎
  9. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2018/1890 Esas ve 2018/2994 Karar sayılı 10/07/2018 tarihli kararı ↩︎
  10. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2980 Esas ve 2026/2255 Karar sayılı 21/05/2026 tarihli kararı : “……taraflar arasında imzalanan sözleşme ve ekinde yer alan kroki itibariyle davacıya 15 no.lu dükkan olarak 47… verileceği belirtilmiş olup, bu alanın brüt alan veya net alan olduğu hususunda bir düzenleme yapılmamıştır. Yerleşik Yargıtay ilamları kapsamında verilecek bağımsız bölüm alanının açıkça net alan olarak belirtilmemesi halinde brüt alan üzerinden inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda; eksik alan hesabının brüt alan üzerinden yapılması ve 6, 98… eksik itibariyle bedelinin 104.700,00 TL kabul edilmiş olması doğru olmuştur. Asıl dava itibariyle, davacı dükkanda eksik imalat olan klima konulmamasına yönelik zararın giderilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin teknik şartname bölümününde ısı sistemi/yalıtım başlığı ile 3. maddede düzenleme yapılmıştır. Teknik şartnamenin 3. maddesinde yapılan düzenleme itibariyle, ‘Binada ısı sistemi olarak doğalgaz kullanılacaktır. Dairelerde kat kaloriferli ısıtma sistemi olarak Buderus, Demirdöküm veya muadili marka sistem kullanılacaktır. Klima olarak demirdöküm veya muadili marka takılacaktır. Bağımsız bölümlerde (bodrum, dükkanlar, darilere, giriş) panel radyatör olarak termo teknik marka kullanılacaktır’ düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin 3. maddesi ile klima olarak Demirdöküm marka veya muadili bir marka takılacağı kararlaştırılmıştır. Ancak klimanın dükkan veya daire olarak bir ayrım yapılmadan takılacağı düzenlenmiştir.Binada yer alan dükkan ve bağımsız bölüm arasında klima takılıp takılmamasına yönelik bir ayrım yapılmadığı gibi, dükkan bir anlamda bağımsız bölüm olması sebebiyle sözleşme gereğince binada bulunan dükkan ve bağımsız daire ayrımı yapılmadan klima takılması gerekir. Bilirkişi kök raporunda yapılan hesaplama itibariyle 4.500,00 TL klima eksikliği sebebiyle davacının alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, klima takılmaması sebebiyle talep edilen eksik iş bedeli olan 4.500,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Davalı tarafından açılan karşı dava yönünden yapılan istinaf talepleri itibariyle yapılan incelemede, karşı davalı vekili davacıya teslim edilen 11 no.lu bağımsız bölümün m2 fazla verildiğini belirterek, ilave iş bedelinin tahsilini talep etmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eki durumunda bulunan kroki ve krokide yer alan m2 itibariyle, davalıya 1 24… alanlı 11 no.lu bağımsız bölüm verilmesi kararlaştırılmış ve yüklenici tarafından inşaat tamamlanarak teslim gerçekleştirilmiştir. Krokide yer alan m2 alanların brüt alanlara ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece 10.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda, 11 no.lu bağımsız bölümün brüt alanı itibariyle, karşı davacı tarafından yapılan fazla imalat bulunmadığı anlaşılmış olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur” gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile, davacı-karşı davalının değer kaybına ilişkin tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 104.700,00 TL maddi tazminatın 5.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren 99.700,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 15.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı-karşı davalının eksik işler nedeniyle tazminat taleplerinin kabulü ile, 4.500,00 TL’nin 2.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren 2.500,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 15.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir..” ↩︎
  11. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/5059 Esas ve 2022/2978 Karar sayılı 01/06/2022 tarihli kararı ↩︎

Sorunuz mu var? Hemen iletişime geçin.